mavi rüya stv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mavi rüya stv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2010 Pazartesi

8.TÜRKÇE OLİMPİYATLARI 2010













FİLMLERE TAŞ ÇIKARTACAK BİR HİKAYE.!


Türkçe Olimpiyatları gelecek hafta başlıyor. 120 Ülkeden 750 öğrenci Türkiye'ye geliyor.



Her birinin renkli hikayeleri var. Ama Myanmar'dan (Burma) gelecek Setenay'ınki bambaşka, filmlere taş çıkartacak cinsten. O, 3 aylıkken ayrıldığı Türk babasına tam 13 yıl sonra olimpiyat vesilesiyle kavuşuyor.

Haftalık Aksiyon Dergisi'nin haberine göre, Türkçe Olimpiyatları, bu yıl bambaşka bir kavuşmaya sahne olacak. Myanmar'dan gelen öğrenci grubunda yer alan 13 yaşındaki Setenay Khin, 3 aylıkken ayrıldığı ve hiç görüşmediği babası Salih Önol ile buluşacak.

İstanbul'dan Myanmar'a uzanan hikaye, denizci Salih Bey'in (41) bir sefer vesilesiyle Myanmar'ın Rangoon şehrine gitmesiyle başlıyor. 'İlk görüşte aşk'ı yaşayan Wah wah hanım ile Salih Bey bir yıl içinde evlenir ve Türkiye'ye taşınırlar. Salih Bey'in uzun deniz seferlerinden dolayı başlayan geçimsizlik ve gelin-kaynana uyumsuzluğu ayrılıkla sonuçlanır. Anne Wah wah, mahkemenin kendine verdiği, o günlerde 3 aylık olan kızı Setenay'la ülkesine döner. Baba Salih Bey ile annesi Emel Hanım o gün hüzün ve ayrılıkla tanışır. Ailenin adresleri değiştiği için baba kızından tam 8 yıl haber alamaz. Attığı mektuplar geri döner, telefonları açılmaz. Ayrılık ülkede açılan Türk okulunun hikâyeye dâhil olmasıyla son bulur. Maddi durumları iyi olmadığı için Türk okulunda burslu okutulan Setenay'ın babasıyla irtibatını okulun Müdürü Murat Küçükdüğenci kurar. Setenay'ı babasıyla telefonda görüştürür. Baba Salih Bey ve Babaanne Emel Hanım o günlerde yaşadıklarını gözyaşlarıyla anlatıyor.

Türk öğretmenlerinin manevi kızları olarak gördüğü Setenay, bu hafta yine Türk okullarıyla geliyor doğduğu şehre. Setenay, "Öğretmenlerim olmasaydı ne babamla tanışabilirdim ne de babaannemle. Türkçe konuşamazdım. Onların sayesinde keman bile çalabiliyorum artık." diyor.

Setenay'ın dışında iki aile ortak kaderi paylaşıyorlar adeta. Salih Bey kızı gibi babasız büyümüş. Onun babası da eski eşi Wah wah'ın babası gibi mide kanserinden vefat etmiş. Salih Bey'in geçen yıl evlendiği ikinci eşi Hatice Hanım tam 35 yıl sonra kavuşmuş annesiyle. Hatice Hanım gözyaşlarıyla anlatıyor eşinin kızına olan hasretini: "Eşim gece gündüz kızını anıyor. Setenay'ı en iyi ben anlarım. O benim de kızım sayılır. Kavuşma gününü iple çekiyoruz."

CİHAN



http://friendfeed.com/samanyolufanlari

'HERŞET BİTTİ'DERKEN ... ÜMİTLER YEŞERDİ...


Herşey bitti derken ümitler yeşerdi

Samanyolu'nun yeni belgesel dizisi 'Yeşeren Ümitler', uzun hazırlık çalışmalarının ardından bugün izleyici karşısına çıkıyor.

13 bölüm halinde ekrana gelmesi planlanan programda, dünyanın farklı coğrafyalarına ümit dağıtan hizmet fedaileri anlatılıyor.

Belgesel, onlarca hikâye, hareketli görüntüler, yüzlerce fotoğraf, röportajlar, yer yer canlandırmalar, dünü ve bugünü anlatan çekimler ve geniş bir bilgi-belge birikimiyle hazırlanmış 'Yeşeren Ümitler', ilk olarak Azerbaycan'ın bağımsızlığa adım attığı günlerde yaşanan süreci, görüntüler eşliğinde aktarırken Türk okullarının açılma süreci yine tarihî olaylarla resmediliyor. Daha sonra objektifini Kırgızistan'a çevirecek programda Tanrı Dağları'nda yaşanan destana, sayısız belge ve röportaj tanıklık edilecek. Kırgızistan'ın ardından Bosna-Hersek bölümleriyle ekrana gelecek olan Yeşeren Ümitler'de bu ülkeye giden bir avuç insanın yaşadıkları ilk ağızdan dinlenecek. Bosna-Hersek'in savaş yıllarındaki ve savaş sonrasındaki dönemine şahitlik yapıyacak.

Belgesel dizisinde Türkiye sevdalılarının yaptıkları fedakarlıklar, ülke içinde ve dışında birlikte kazanılan başarılar, ayrıntılı bir şekilde yayınlanıyor. Yapımcılığını Veysel Karani Gümüşdereli'nin yaptığı belgeseli Emine Ulu yönetiyor. Belgesel bu akşam saat 23:20'de ekrana gelecek.

Resim

Samanyoluhaber


www.samanyolufanlari.com

http://friendfeed.com/samanyolufanlari



10 Nisan 2010 Cumartesi

YENİ BELGESELİMİZ : YEŞEREN ÜMİTLER !

Herşey bitti derken ümitler yeşerdi

Samanyolu'nun yeni belgesel dizisi 'Yeşeren Ümitler', uzun hazırlık çalışmalarının ardından bugün izleyici karşısına çıkıyor.

13 bölüm halinde ekrana gelmesi planlanan programda, dünyanın farklı coğrafyalarına ümit dağıtan hizmet fedaileri anlatılıyor.

Belgesel, onlarca hikâye, hareketli görüntüler, yüzlerce fotoğraf, röportajlar, yer yer canlandırmalar, dünü ve bugünü anlatan çekimler ve geniş bir bilgi-belge birikimiyle hazırlanmış 'Yeşeren Ümitler', ilk olarak Azerbaycan'ın bağımsızlığa adım attığı günlerde yaşanan süreci, görüntüler eşliğinde aktarırken Türk okullarının açılma süreci yine tarihî olaylarla resmediliyor. Daha sonra objektifini Kırgızistan'a çevirecek programda Tanrı Dağları'nda yaşanan destana, sayısız belge ve röportaj tanıklık edilecek. Kırgızistan'ın ardından Bosna-Hersek bölümleriyle ekrana gelecek olan Yeşeren Ümitler'de bu ülkeye giden bir avuç insanın yaşadıkları ilk ağızdan dinlenecek. Bosna-Hersek'in savaş yıllarındaki ve savaş sonrasındaki dönemine şahitlik yapıyacak.

Belgesel dizisinde Türkiye sevdalılarının yaptıkları fedakarlıklar, ülke içinde ve dışında birlikte kazanılan başarılar, ayrıntılı bir şekilde yayınlanıyor. Yapımcılığını Veysel Karani Gümüşdereli'nin yaptığı belgeseli Emine Ulu yönetiyor. Belgesel bu akşam saat 23:20'de ekrana gelecek.

Resim


KAÇIRANLAR VE TEKRAR İZLEMEK İSTEYENLER ;

http://www.kure.tv/User/VideoWatch.aspx?ID=49864

8.TÜRKÇE OLİMPİYATLARI

8.Türkçe Olimpiyatları ön elemeler tüm heyecanıyla devam ediyor.!

Resim


Kovboy diyarında 'Kolbastı' rüzgârı


Dünyanın en büyük organizasyonlarından Türkçe Olimpiyatı heyecanına ABD'nin Teksas eyaleti de ortak oldu.


Raindrop Türkevi tarafından bu yıl 4.sü düzenlenen olimpiyatların finaline Karadeniz oyunlarından 'Kolbastı' damgasını vurdu. Türkçeye büyük ilgi duyulan eyalette, Amerikalı öğrencilerin çok güzel Türkçe konuşması, Türk folklorunu başarıyla icra etmesi ilgiyle izlendi. Houston'ın önemli merkezlerinden Hobi Gösteri Sanatları'nda yapılan gecenin sunuculuğunu, programın televizyonda da yayınlanması sebebiyle Anadolu'nun yöresel kıyafetlerini giyen FOX TV spikerleri üstlendi.

2 bin 650 kişinin izlediği finallerde, Teksas'taki 14 şehrin yanı sıra Oklahoma, Mississippi, Kansas, Louisiana ve Arkansas eyaletlerinde Türkçe dersi veren okullardan öğrenciler yarıştı. Öğrenciler, okudukları şarkı, şiir ve oynadıkları oyunlarla hünerlerini sergilerken seyirciler de ellerindeki Türk, ABD ve Teksas bayraklarıyla yarışmacılara destek verdi.

Yarışmada, Jacqueline Mata'nın 'Bir Yangının Külünü', Amanda Castillo'nun Candan Erçetin'den 'Annem' ve Ashley Bardin'in 'Haydi Anadolu' parçalarını söylemesi, Joanna Mendoza'nın 'Elif'in Kağnısı', Dante Villanueva'nın 'Sakarya' şiirini okuması ilgi çekti.

4. Teksas Türkçe Olimpiyatları'ndaki en çekişmeli kategori halkoyunları oldu. Karadeniz yöresinden Silifke'ye, birçok yöreden oyunlar sergileyen ABD'li öğrenciler, uzun süre ayakta alkışladı. 26 halkoyunu ekibi arasında elenerek finale gelen 6 grup arasında yaşanan mücadeleyi 'Dallas Zeybek' kazandı. Yarışmada, 'yetenek' kategorisinde ise Şemmame ve Kolbastı'ya kendi yorumlarını da katarak sergileyen ekiplerin performansı görülmeye değerdi.

Öğrencileri dereceye giren Harmony Bilim Akademisi Müdür Yardımcısı Gökay Beşli, okullarında 152 öğrencinin seçmeli ders olarak Türkçe öğrendiğini ifade etti. Seçimde, eyaletin Ulusal Güvenlik Eğitim Ajansı'nın Türkçeyi gelecekte kolay iş bulunmasını sağlayacak 5 dil arasında göstermesinin etkisi olduğunu vurguladı.

Bakan Atalay'ın favorisi: 'Ümit'in Solukları'

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Moritanya'nın başkenti Novakşot'ta Burç Türk Okulu'nu ziyaret etti. Okul girişinde büyük bir coşkuyla karşılanan Atalay, öğrencilerden Türkçe şiir ve şarkılar dinledi. Bu yıl 8.si düzenlenecek Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'na hazırlanan Büşra Mint Muhammed isimli kız öğrencinin, 'Ümit'in Solukları' isimli şiirini çok beğenen Bakan Atalay, "Bu şiire tam not veriyorum.'' dedi. Okulu gezen bakan, öğrencilerle Türkçe sohbet etti, bol bol fotoğraf çektirdi.
Resim

Kader Çizgisi 5.Bölüm (7 Nisan 2010 - Çarşamba 19.50)

Kader Çizgisi, başrollerini Yunus Günce ve Seçil Mutlu' nun oynadığı iki yeni hikâyeyle ekrana geliyor.

Cengiz, bir elemanı yüzünden çok kötü bir deneyim yaşar ve onu işe aldığı için kendine çok kızar. Her şeyi değiştirmenin bir yolunu ararken karşısına geçmişin anahtarı çıkar. Bu sırada Alper, bir kazadan kurtardığı adam yüzünden hayallerinden vazgeçer ve adamı kurtarmanın pişmanlığını yaşar. Çetin ve Alper keşke diyerek geçmişe döndüklerinde, başlarına geleceklerden habersizdirler.



Fragman;

28 Şubat 2010 Pazar

SEZONUN SÜRPRİZ FİLMİ : "EŞREFPAŞALILAR"


Sezonun sürpriz filmi 5 Mart'ta izleyiciyle buluşuyor!


Yıllardır Türkiye'nin dört bir tarafını ve pek çok ülkeyi dolaşan, 400 binden fazla seyirciye ulaşan Eşrefpaşalılar oyunu, aynı adla beyazperdeye taşındı. "Delikanlılık adam yaralamak değil, yaraları sarmaktır." sloganıyla öne çıkan film, 5 Mart'ta gösterime giriyor.


Eşrefpaşalılar filmi, özlediğimiz mahalle kültürünü beyazperdeye yansıtacak. Seyirciyi sıcak insanların diyarına götürmek için yola çıkan film, Anse Tiyatro'nun sinemaya ilk adım atışını da temsil ediyor.


Oyuncular :


Hoca rolüyle Sinan Taymin ALBAYRAK

Davut rolüyle Turgay TANÜLKÜ

Nusret rolüyle Burak TARIK

Tayyar rolüyle Hüseyin SOYSALAN

Madam Eleni rolüyle Sermin HÜRMERİÇ

Duygu rolüyle Deniz ÖZPINAR

Memduh rolüyle Savaş BAYINDIR

Skoda rolüyle Ali YAYLI

Kamuran rolüyle Serkan ÖZTÜRK








20 Şubat 2010 Cumartesi

KOLLAMA 'DAN MÜTHİŞ BAŞARI..!

Kollama'dan müthiş başarı

Samanyolu Televizyonu'nun sevilen polisiye dizisi Kollama dün akşam yayınlanan bölümüyle izleyicileri ekrana kilitledi.

Resim

Her Cuma akşamı milyonlarca izleyici tarafından nefes nefese izlenen dizi , o saatte yayınlanan bir çok dizi ve programı geride bırakarak tüm izleyiciler grubunda % 6,31 izlenme oranıyla en çok izlenen 2 .program oldu. Yapımcılığını Mustafa Kartal'ın yaptığı Kollama dizisi bu değerle aynı zamanda kendi rekorunu da kırarak şu ana kadar aldığı en yüksek izlenme oranına ulaşmış oldu.

SamanyoluHaber.com
:arrow: Kollama Cuma 19:50'de

16 Ocak 2010 Cumartesi

BİR OYUNCU İZLEYİCİLERİN UMUTLARINI NASIL KIRAR?

Bir oyuncu nasıl izleyicilerin umutlarını kırar!..
Tek Türkiye’nin Dila Hemşiresi olarak gönlümüze taht kuran güzel oyuncu Müjgan Gönül, geçenlerde bir gazetenin okurları tarafından yılın en umut kıran oyuncusu seçilmiş.
Bizde vakit kaybetmeden soruyoruz Müjgan Gönül’e Tek Türkiye’nin Dila’sı neden umut kıran seçildi sizce?
Bu olayı şöyle açıklamak istiyorum. Her zaman Tek Türkiye yayınlandıktan sonra usta tiyatroculara seyrettiriyorum kendimi ve soruyorum abartılı mıyım hatalı mıyım diye. Yorumlayanlar en çok da bu sezon olumlu yönde geliştiğimi söylüyor. Müjgan Gönül olarak değil Dila olarak umutları kırılmıştır. Dila sabırlı, aşık ve çok naif bir kızdı. Bu sezon ki bazı hırçınlıkları ister istemez olumsuz karşılanabilir. Ama ben benden isteneni oynuyorum. Kaldı ki bazı yerlerde kelimeleri bile değiştiriyorum Dila’nın kişiliğine uysun diye. Belki de aradan 6 yıl geçmesine alışamadı insanlar. Altı yılda çok fazla değişir insan. Evlilik bile insanları değiştirir. O yüzden en gerçekçi haliyle görüyoruz Dila’yı.
İlk zamanlar biraz hırçındı ama hapishanede sanki eski Dila’yı görüyor gibiyiz.
Evet, bende tam ona değinecektim. İlk bölümlerde oğlunun canından endişe ettiği için çok riskli anlar atlattı. Fakat artık riskte olan kendi canı. Ve Dila kendinden bekleneni veriyor bu sahnelerde. Daha da güzel sahneler bekliyor Dila severleri.

1 Ocak 2010 Cuma

RÜYASINI RADYOYA TAŞIDI...


Televizyon izleyicisinin bir dönem Samanyolu'nda ekrana gelen 'Mavi Rüya' dizisinden tanıdığı Melda Bekcan, şimdilerde sesini Dünya Radyo'daki (93.5) Mavi Rüya programıyla duyuruyor.

Aynı adla Aksiyon dergisinde de köşe yazan oyuncu, radyo macerasını şöyle anlatıyor: "Radyo, televizyona kıyasla daha rahat ve samimi bir ortam ve ben ikisinden de farklı tatlar alıyorum." Cumartesi günleri 16.00 ile 19.00 arası yayınlanan programda dinleyicilerin sıkıntılarına çözümler aranıyor. Programa hafta boyunca öne çıkan bir konu hakkında söyleşi yapmak üzere bir uzman da davet ediliyor.

ZAMAN

6 Aralık 2009 Pazar

DÖRDÜNCÜ OSMAN YENİ BÖLÜM ÖZET (FRAGMAN VERİLECEK)















Neriman'ın Osman'la konuşmasında sonra Osman, ölen eşinin sırrını araştırmaya başlar.
Bu arada yeni bir cinayet vakası ile karşı karşıya kalır. Raylar üzerinde bulunan 14 yaşlarında genç bir çocuğun ölümünün ardından, katili bulmaya çalışan Osman ve Yıldırım bir anda kendilerini kapkaççı çocukların dünyasında bulurlar. Oldukça acımasız ve tehlikeli olan bu dünyada onları şok sürprizler beklemektedir. Ölen çocuğunun katili, herkesin gözü önünde dolaşırken Yıldırım ve Osman atladıkları küçük bir ayrıntıyı çözebilecekler midir?

Yapımcı: Melih Sezgin
Yönetmen: Gül Güzelkaya
Yayın Günü ve Saati 08 Aralık Salı 19:50

SAMANYOLU ANKARA'YA DİNAMİZM GELDİ..










Işığıyla, rengiyle Ankara'daki stüdyolarını yenileyen Samanyolu'na farklı bir dinamizm geldi. İstanbul'a ayak uydurmak için vargücüyle çalıştıklarını söyleyen Samanyolu Yayın Grubu Ankara Temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu, "Ankara'yı durağan habercilikten kurtaracağız." diyor.

Televizyon haberciliğinde 'Ankara' dendiğinde durağan, ağır siyasî haberler gelir akla. İstanbul ile kıyaslanmayacak kadar da resmidir. Her ne kadar politikanın kalbi burada atsa da kanallar büyük stüdyolar yerine, birkaç sandalye ve bir masa iliştirilmiş bürolarda çıkarlar izleyici karşısına. Ankara'ya sağlam basmak isteyenler, oralara yatırım yapanlar da yok değil. Başta stüdyosu olmak üzere, renklerini ve görselliğini değiştiren Samanyolu'ndaki yenilikler Ankara'nın gri havasını renklendiriyor. "İzleyici kanala gelen dinamizmin farkında." diyen Samanyolu Yayın Grubu Ankara Temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu, İstanbul'dan Ankara'ya transfer olan isimlerden biri. Siyasetin merkezi olan Ankara'da haberciliğe hareket getirmek için çıkmış yola. Ekibinin özverisini, neler yapmak istediğini anlatsa da laf dönüp dolaşıp, İstanbul ile Ankara arasındaki farka geliyor: "Ankara haberlerini o durağanlıktan kurtarıp, hareket katmak istiyoruz. Kısacası Ankara'yı İstanbul'a ayak uydurur bir duruma getirmeye çalışıyoruz. Bunu da yapacak düzeyde kaliteli ve donanımlı bir ekiple çalışıyoruz."

Stüdyoları ana haber sunacak şekilde yenilenmiş kanalın. Zaten hafta sonu haberleri Ankara'dan ekrana geliyor. Büyük montaj stüdyoları var burada. İstanbul ile arasında hiçbir fark yok. İzlendiğinde belki fark edilmeyebilir ama Abdulkadiroğlu bir noktanın altını özellikle çiziyor: "Diğer kanalların bir odası bir masası var. Bizimki ise tam bir ana haber stüdyosu. Zaten bu ulusal kanallar içinde bir ilk... Ayrıca biz ana haberde Samanyolu'nu, son dakika habarlerinde ise Samanyolu Haber TV'yi kullanıyoruz." Ankara'daki yayınlar, radyoların da desteğiyle geniş bir ağa ulaşmış durumda. Hatta 'son dakika haberciliği' konusunda da oldukça iddialılar: "Son dakika haberciliğinde birinci değiliz belki ama, ikinciyiz."

Samanyoluhaber.com

2 Aralık 2009 Çarşamba

O'NU MAVİ BİR RÜYADA GÖRDÜK...














Samanyolu seyircisi onu Yusuf Yüzlü’ de Zeliha, Mavi Rüya’ da Zeynep Öğretmen olarak tanıdı.

Kendisi ise ilk kez geniş kitlelerle Deli Yürek dizisinde tanıştı, daha sonra Samanyolu ekranında birçok proje ile milyonlarla buluştu.

Evet, 1976 Diyarbakır doğumlu olan güzel oyuncu Melda Bekcan’ dan bahsediyoruz. Başarılı oyuncu ile bayramın dördüncü günü hayatı ve şimdilerde Dünya Radyo’ da yayınlanan “Mavi Rüya” adlı programı hakkında bir söyleşi yaptık.

Deli Yürek’ de Zeynep, Mavi Rüya’ da Zeynep, Yusuf Yüzlü’ de Zeliha, Yeşeren Düşler’ de Zuhal’ i canlandıran Melda Bekcan, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. Sınıf terk, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Mezunu.
Melda Bekcan, başarılı lise hayatı sonrası ilk girdiği sınavda Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanmış. Fakat iki yıl sonra Tıp Fakültesini terk edip bir kez daha sınava girmiş. Bu seferde İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliğini kazanmış. Peki, Melda Bekcan Tıp Fakültesini neden bıraktı?

Sebep çok basit! Benim ideallerim ile Tıp Fakültesi’nde okuyor olmanın şartları, birbiriyle örtüşmedi. Örneğin ben bir an önce çalışma hayatına atılıp ekonomik özgürlüğümü kazanmak istiyordum fakat Tıp Fakültesi’nin ağır temposunda bunu gerçekleştirebilmem mümkün değildi. Bir de Büyükşehir’de doğup büyümüş biri olarak perifer bölgede pek mutlu olamadım. Ben de sınıfımı geçtikten sonra kaydımı dondurup tekrar üniversite sınavına girdim.

“Keşke Tıp’ı bırakmasaydım” dediğiniz hiç oldu mu?

Olmaz mı? Hem de kaç kere! Ama en çok babamın by pass ameliyatı sırasında duydum bu pişmanlığı. Babam, by pass ameliyatından çıktıktan sonra felç geçirdi ve çok kritik bir süreç vardı iyileşmesi için. Yoğun bakım ünitesinin önünde onun iyileşmesini beklerken ‘keşke Tıp Fakültesi’ni bitirip kardiyolojiyi kazansaydım da bir şeyler yapabilseydim babam için’ diye çok ağladım.
Melda Bekcan’ı ilk Deli Yürek dizisinde gördük. TV'ye atıldığınız ilk proje bu muydu? Ve çok kaliteli bir meslek edinmişken TV fikri aklınıza nerden geldi?

Deli Yürek dizisinde oynamadan önce birçok reklamda ve dizide oynadım. Oyunculuğa ilk başladığımda henüz üniversite öğrencisiydim. Aslına bakarsanız hekimlik diplomasını elime almadan çok önce oyunculukta kendimi kanıtlamıştım. Hekimlikten sonra daha çok geniş kitlelere seslendim.

Bekcan, bir yandan sanatla uğraşıyor bir yandan bir yandan doktora yapıyor, bir yandan sağlık sektöründe çalışıyor. İmrenilecek bir özgeçmişi var. Başarılı oyuncu bu çok güzel kariyerini neye borçlu? Çok çalışmak mı, inanmak mı?

Hayatta hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi olmuyor. Her ne kadar uzaktan başarılıymış gibi görünsem de şu an birçok başarısızlıkla boğuşuyorum ama hâlâ ayaktayım! Galiba bu duruşum nedeniyle insanlar benim çok başarılı olduğumu düşünüyorlar. Gençlere de çabuk pes etmemelerini öneriyorum.
Hayalleriniz var mı?

Hayallere dalıp gittiğimde hep mutsuz oluyorum. Hayallerle aramın fazla iyi olmadığını söyleyebilirim.
Medyanın kirli ağından nasıl uzak duruyorsunuz?

Hayatımın olağan akışı, medyanın ilgisini çeken unsurları içermiyor. İşin açıkçası ben onlardan değil, onlar benden uzak duruyorlar!
Peki, radyoculuğun sizin hayatınızdaki yeri nedir? Bir farkı var mı TV'den. Program sunarken hissettikleriniz radyoda ayrı TV de ayrı mı?
Uzun yıllardan beri televizyon sektöründe olduğum için elbette kameraları seviyorum fakat radyonun da kendine has bir doğallığı var. Radyo, televizyona kıyasla daha rahat ve samimi bir ortam ve ben ikisinden de farklı tatlar alıyorum.
Dünya Radyo’da sunduğunuz programınızın adı “Mavi Rüya”. Neden Mavi Rüya? Rol aldığınız dizinin etkileri sizde hala sürüyor mu?

Açıkçası projenin hazırlık aşamasında, programın isminden ziyade içeriğiyle ilgiliydim ve bana isim olarak ‘Mavi Rüya’ önerildiğinde buna karşı çıkmadım.
Radyo programınız Mavi Rüya'yı diğer projelerden ayıran farkı ne sizce?

Her projenin kendine ait bir özelliği vardır. Ben Mavi Rüya’da hafta boyunca öne çıkan bir konu hakkında söyleşi yapmak üzere uzman konuk alıyorum. Umarım dinleyicilere faydamız oluyordur.

Mavi Rüya'nın dinleyicileri sizden en çok neyi bekliyor?

Herkes kendi hayatına dair sıkıntısını ya da merakını gidermek amacıyla soru yöneltiyor, biz de elimizden geldiği kadar dinleyicilerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çok dertli insan var.

Radyo programının haricinde dönüşümlü olarak başka projelerle de ilgilenen Aksiyon dergisinde yazarlık yapan oyuncu tüm sevenlerine selamlar gönderirken, herkesin bayramını tebrik etti. En az kamera önündeki kadar radyoculukta da başarılı olan Bekcan’ın Dünya Radyo’da Cumartesi 16:00-19:00 arası Mavi Rüya adlı programını dinlemeyi sakın ihmal etmeyin!..